İşçilik Alacakları: Haklarınızı Koruyun

İşçilik Alacakları

İş hayatında işçi ve işveren arasındaki ilişkiler, çoğu zaman sadece iş sözleşmesiyle sınırlı kalmaz. İşçinin emeğinin karşılığını tam ve adil şekilde alabilmesi için işçilik alacakları hukukumuzda özel bir koruma altına alınmıştır. Ancak birçok çalışan, hangi haklara sahip olduğunu veya bu hakları nasıl talep edebileceğini bilmemektedir.

İşçilik Alacaklarının Kapsamı

İşçilik alacakları, iş sözleşmesinin sona ermesiyle birlikte işçiye ödenmesi gereken tüm parasal hakları kapsar. Bunlar arasında en sık karşılaşılanlar şunlardır:

  • Kıdem tazminatı
  • İhbar tazminatı
  • Yıllık izin ücreti alacağı
  • Fazla mesai ücreti
  • Ulusal bayram ve genel tatil ücreti
  • Hafta tatili ücreti

İşçi, bu alacaklarını 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde talep edebilir. Ancak alacağın türüne göre süre ve hesaplama şekli değişebilir. Bu nedenle her somut olayın kendi içinde değerlendirilmesi gerekir.

İşverenin Ödeme Yükümlülüğü

İşveren, işçiye ait alacakları zamanında ve eksiksiz şekilde ödemekle yükümlüdür. Ücretlerin geciktirilmesi, eksik ödenmesi veya hiç ödenmemesi durumunda işçi, haklı nedenle iş sözleşmesini feshedip tazminat talep edebilir. Ayrıca, işverenin haksız uygulamaları halinde iş mahkemesine başvuru hakkı da bulunmaktadır.

Hakkınızı Ararken Dikkat Edilmesi Gerekenler

İşçilik alacaklarının talebinde yapılan küçük bir hata bile dava sürecini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle;

  • Çalışma süresinin belgelenmesi,
  • Bordroların, yazılı iletişimlerin, tanık beyanlarının doğru şekilde toplanması,
  • Hesaplamaların mevzuata uygun yapılması büyük önem taşır.

Her işçilik alacağı davası farklı dinamikler içerdiğinden, sürecin uzman bir hukukçu tarafından yürütülmesi hak kayıplarını önleyecektir.


Haklarınızı Bilin, Profesyonel Destek Alın

İşçilik alacakları konusunda yaşadığınız uyuşmazlıklarda, hak kaybı yaşamamak için süreci tek başınıza yürütmeye çalışmayın.
Alanında deneyimli bir avukattan profesyonel yardım alarak haklarınızı en etkin biçimde savunabilirsiniz.

İletişim Numaramız : 0553 794 1418 (Lütfen Sadece mesai saatleri içerisinde arayınız. Mesai saatlerimiz hafta içi 10:00-18.30 arasındadır)

Gebze İş Hukuku Avukatı

Zina Sebebiyle Boşanma Davasında “Af” Şartı ve Yargıtay Yaklaşımı


Av. Ayzıt Cemre YILMAZ

Zina, Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde “özel boşanma nedeni” olarak düzenlenmiştir. Aynı maddede, zina mağduru eşin zina eylemini affetmesi hâlinde dava açma hakkının düşmesine imkân veren “af” şartı da yer alır. Aşağıda, hem kanun metni hem de Yargıtay kararları ışığında af kurumunun temel esasları kısa ve öz biçimde özetlenmiştir.


1. TMK m. 161: Zina ve Af Düzenlemesi

  • Zina Sebebi: “Evlilik birliği içerisinde taraflardan birinin, bir başkasıyla cinsel birliktelikte bulunması” şeklinde tanımlanır .
  • Af Hakkı: Aynı maddenin 3. fıkrasında; zina mağduru eş, dilediği anda karşı tarafa “affettiğini” açıklarsa, zina nedeniyle boşanma davası açma hakkını yitirir .

2. Affın Hukuki Niteliği

  • Kişiye Sıkı Sıkıya Bağlı Hak: Af, yalnızca hak sahibinin kendi iradesiyle doğrudan kullanabileceği, devredilemez bir “hak düşürücü şart”tır .
  • Sonuç Bağlayıcılığı: Geçerli bir af açıklaması, zina nedeniyle boşanma koşulunu tamamen ortadan kaldırır; ne feragat ne de davanın geri alınması kavramlarıyla karıştırılmamalıdır .

3. Affın Şekli ve Geçerlilik Koşulları

  1. Şekil Serbestîsi
    • Yazılı, sözlü veya zımni (davayı izleyen davranışlarla) olabilir.
    • Yargıtay’a göre, eşin karşı tarafa “seni affediyorum” mesajları, “özledim, sevgilim” tarzı yazışmalar dahi af niteliği taşıyabilir .
  2. Özgür İrade
    • Af beyanı, iradeyi sakatlayan hile, tehdit veya yanıltma hâllerinden ari olmalıdır .
  3. Gerçekleşmiş Eyleme İlişkin Olması
    • Sadece geçmişteki zina fiilini kapsar; geleceğe yönelik rıza ya da muvafakat değil .

4. Yargıtay Kararlarından Seçmeler

  • Evlilik Birliğinin Devamı ve Beraberlik
    Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kocasının yokluğunda eve yabancı erkek alınmasına rağmen birlikte yaşamın sürdürülmesini “af” saymış ve dava hakkının düştüğüne hükmetmiştir (15.12.2010, 2009/19942 Esas, 2010/21140 Karar) .
  • Görüşme ve Konuşma Davranışları
    Eşi affetme beyanı olmadan, sadece görüşmek için gidişin af olarak kabul edilemeyeceği; davanın kabulüne devam edilmesi gerektiği belirtilmiştir (25.04.2013, 2012/26115 Esas, 2013/11574 Karar) .
  • Mesajlaşma Örneği
    Mesaj yoluyla güven sarsıcı davranışından sonra kurulan “pişmanlık ve konuşma” niyetinin af sayılmayacağı, dolayısıyla dava hakkının saklı kaldığı vurgulanmıştır (02.10.2019, 2019/5322 Esas, 2019/9539 Karar) .
  • Birden Fazla Davanın Birlikte Açılması
    Hem zina hem de “evliliğin temelinden sarsılması” sebeplerine dayanarak birlikte açılan davalarda, af beyanı varsa her iki davanın da reddedilmesi gerekir (10.10.2012, 2012/4651 Esas, 2012/24156 Karar) .

5. Uygulama Notları

  • Davayı Başlatmadan Önce: Affetme beyanının hukuki sonuç doğuracağını bilerek, tüm delil ve yazışmalar titizlikle değerlendirilmeli.
  • İspat Yükü: Af iddiasını ileri süren taraf, tanık, yazışma veya davranışlarla bunu mahkemede ispat etmekle yükümlüdür.
  • Diğer Boşanma Sebepleri: Af yalnızca zina temelli davayı engeller; “evliliğin temelinden sarsılması” gibi genel sebepler saklıdır.

Bu özet, zina sebebiyle boşanma davasında af şartının hem kanuni çerçevesini hem de Yargıtay içtihatlarını kapsayacak şekilde hazırlanmıştır. Somut durumunuza uygun strateji ve hukuki destek için hemen bizimle iletişime geçin.

İletişim: 05537941418(sadece mesai günleri ve saatleri içerisinde arayınız.)

Mesai saatlerimiz hafta içi günler 10:00-18:00 arasıdır.

Gebze Boşanma Avukatı